Renkli kişiliği ile Emre'mizi öyle birkkaç satırla anlatıvermek kolay olmayacak. Tıp hayatına siyah Colombo'vari pardesüsü, buruşuk fitilli pantalonu ile gayet mütevazı görünüm içinde başladı... Ne çok yavaş, ne de çok hırslı, ama gayet "rahat" çalışma temposunu kendi sağlığı açıısndan yararlı görmekteydi; ancak "immunitesi"nin zayıflığı onu hemen her kış eve bağladı.
Nedense pek Dünya'mızı değil de Dünya'mızın dışında ne olup bittiğini merak edip durdu, Bir dürbünle Ay'ı seyretmeğe koyuldu, güzel bir astronomi atlası aldı, Evren'de pek birşeyler göremeyince objektifini yer yüzüne çevirip fotoğraf çekmeye başladı. Fotoğrafçılık onun için öyle bir tutku haline geldi ki sinemalarda konuyu bırakıp filmlerin teknik ve grainlerini inceledi. Felsefe ve Psikoloji'ye merakı vardı, ama onda da aradığını bulamadı; onca kitabı okuduktan sonra o parlak zekâsına rağmen "şekilciliği" yeğ tuttu, varsa yoksa her şeyin en güzeli olmalıydı onun için. Biz onu hep "kararsızlığı" ile eleştirdik. Gerçekte bu özelliği onun yaratıcı ve heyecan dolu iç dünyasının elverişsiz dünya şartlarıyla bir arada olmasından kaynaklanıyordu.
Her yemeği, hele onun İngiltere'de öğrendiği garnitürleri de eklersek, enfes pişirebilecek yetenekte bir ahçıydı.
Ne ihtisası yapacağına bir türlü karar vermedi Emre, hadi hayırlısı olsun.
Çankırı, 1956
Bahçelievler Deneme Lisesi